ZARİF OLACAĞIZ AMA ZAYIF OLMAYACAĞIZ

Categories Genel, YazılarPosted on

Evren Barış Yavuz

Çocukluğumdan geliyorum. Terliyim. Kuş vuran çocukları kovaladık. Kuş vuran çocuklar kaçtı, biz ölü kuşlarla kaldık. Kuş nasıl gömülür?

Geldim bu yaşıma oturdum ellerimde saçlarım, ellerimde haritalar, senetler, büyümüşüm galiba, artık kendimi kabul etmem gerek. Kendimi alıp bir hayat olarak üstlenmem.

Dağları ve karanlık ormanları seviyorum. Niye bunları seviyorum. Neden ölen akranlarım var benim oysa daha 30’larımdayım… Erken değil mi biraz?

  • Neler yaptın anlatsana?

Nasıl anlasam, anlatsam dinleyenin göğsü ağıracak. Kan döküldü, gül derildi, incelikli çocuklar delirdi işte. Bunu anlatamam daha henüz diliniz uygun değil, diliniz hep “ben” diye başlıyor. Oysa ben dediğimde ben, bin yaşımdayım.

Babası öldürülmüş çocukların yatılı okullarında çekilmiş fotoğraflar var koynumda. Sıcacık, fotoğraflar sıcacık, kanın tadı demir yalamak gibi, demiri neden yaladığımı bilmiyorum. İnsanları dinledim, köpekleri dinledim, kargaları dinledim ben, serçeleri uzun dinledim, gözü akmış kedileri dinledim, taşa tutunan yosunu, göğsüne demir sokulan ağacı dinledim. Hepsi anlattı bana, bana dediler,

  • Dünya böyledir, dövüşmeye devam et, devam et yaranı dinle

Büyüdüm. Yeryüzü bu kadar mı? Para, pahası, mücevheratı, soydan devşirilen kudreti… Güç biçimleri var. Güç güçsüzde değil çünkü güçsüz işte, neden anlamıyorsunuz?

Bize yeni bir güç biçimi gerek, paradan soydan, güzellikten, zekadan bile başka bir güç biçimi, güç olmadan olmaz, güçsüzlerin gücü nerede, kim almışsa geri alalım. Alamayız çünkü artık o güç de güçlünün oldu.

Bize bir büyü lazım. Metalaşmış, eşyalaşmış ve rezil dünyayı şaşkına çevirecek bir büyü, bir derinlik bir maneviyat… Bizim gücümüz bu mu?

Neden olmasın?

Dünyayı büyülemek gerek, sıradan olanın içindeki o büyük müziği, en berbat anın içindeki kurtuluş umudunu, kurtuluşun kalabalığını, yer yer kabalığını anlatmak gerek. Dünyanın bozulmuş bağları, zamanın dağıtılmış hayal perdeleri var. Perdeyi ger, bağı berkit, büyü yapacağız.

İnsanın değişebilir, insanın değiştirebilir olduğunu göstereceğiz büyümüz bu. Büyümüzü gücümüz kılacağız, bizim kahrımıza öykünecek mutlu olanlar. Bizim yanan göğsümüz birileri için zarif bir tablo olacak. Öyle diyeceğiz, asla alttan almak yok! Asla şikâyet etmek yok! Asla asla asla!

Bu halin bize verdiği kavrayışı bir mızrak gibi saplayacağız dünyanın sinesine, yaracağız dünyayı, yarıp açıp içindeki cevahiri çıkartacağız. Dünyayı etten ve kemikten, kandan ve sıcaklıktan, nefesten ve hevesten yapılma bir beden gibi yeniden öreceğiz kaba saba ellerimizle.

Bunları neden yaptığımızı sorduklarında… Öylesine diyeceğiz. Öylesine. Yaşamı büyülemek, gündelik olanın içindeki sıkıntıyı birer silah gibi yoğunlaştırdığımızı söylemeyeceğiz. Öylesine diyeceğiz. Sizin dünyanızı yıkmak istedik, yıktık! Bu bizim duruşumuzdur. Bizim olma nedenimiz bu yıkımdır. Çünkü bizi o duvar dibine yıktılar, o arka odaya, o bir başına ağladığımız parka, kovulduğumuz işin önünde yola yıktılar bizi… Bunu söylemeyeceğiz. Çünkü zarif olmak zayıf olmaktır bu kör zamanda.

Kuşları gömdük. Ölenleri andık. Çocuklarımıza adlarını verdik. Saçlarım ellerimde yorgun uyuyor, sakallarımda ay kırıkları. Varmak isteğim bir yer var, bir yer… “Kendimden razıyım” dediğim yer.

Bütün bu can, kan, telaş ve şiir hepsi… “Kendimden razıyım” demek içindi. Aşk olsun.

Bavul Dergisi, Mayıs 2020